Koenzim Q10 Nedir? Faydaları ve Yan Etkileri

Koenzim Q10 (diğer adları CoQ10, Coenzyme Q10, ubiquinone, ubidecarenone, coenzyme Q) vücudumuzda doğal olarak bulunan ve temel görevi gıdaların enerjiye dönüştürülmesi olan bir moleküldür.

data-ad-region="test">

Aynı zamanda güçlü bir antioksidan olan koenzim Q10 kalp, karaciğer, böbrekler ve pankreas başta olmak üzere vücut genelinde her hücrede bulunur.

Bazı gıdalarda da bulunan bu molekül laboratuvar ortamında da üretilebilmektedir ve bu sayede besin desteği olarak satılabilmektedir.

Ülkemizde en çok görülen hastalıklar arasında yer alan kalp yetmezliği, kalp krizi ve yüksek tansiyonun tedavisinde/önlenmesinde kullanılması nedeniyle tüm dünyada olduğu gibi bizde de oldukça popüler hale gelen besin desteklerinden biridir.

Koenzim Q10 Faydaları

Antioksidan Etkisi: Vücudumuzda bulunan ve sayıları belirli bir oranı aştığında dokulara zarar vermeye başlayan “serbest radikalleri” kontrol altında tutabilmek için antioksidanlara ihtiyacımız var (1).

Hücre yapısında meydana gelebilecek olası oksidasyonu önleyen antioksidanlar pek çok hastalıktan (kanser türleri dahil) korunmamıza yardımcı oluyor. İşte bu noktada güçlü bir antioksidan olan koenzim Q10 serbest radikalleri nötralize ederek hücre yapısını koruyor ve yaşlanmanın vücutta yarattığı olumsuz etkilerin yavaşlatılmasından kalp hastalıkları ve kanser gibi hayati risk yaratan hastalıklara kadar pek çok sağlık sorununa karşı vücudun direncini artırıyor (2).

Bağışıklık Sistemi: Vitamin eksiklikleri ve diğer beslenme yetersizliğine bağlı eksiklikler bağışıklık sistemini zayıflatır. Bu eksiklikler bağışlılık sistemini oluşturan hücrelerin mikroplarla savaşma yeteneğini azaltarak vücudu enfeksiyonlara açık hale getirir.




data-ad-region=”test”>

Hücre bazında enerji üretiminde kullanılan koenzim Q10 eksikliğinde de bağışıklık sistemi zayıflar.

Bu alanda yapılan bilimsel araştırmalar koenzim Q10 molekülünün hem normal bir bağışıklık sisteminde hem de zayıflayan bağışıklık sisteminin tekrar güçlendirilmesinde son derece önemli bir bileşen olduğunu ortaya koyuyor (3).

Kanser: Koenzim Q10’un antioksidan etkisinin kanser gelişimini yavaşlatıp yavaşlatmadığı ve mevcut tümörleri küçültüp küçültmediği üzerine yapılan araştırmalar umut verici sonuçlara sahip.

Kanada’da göğüs kanseri olan 90 kadının katılımıyla yapılan araştırmaya göre değişik kombinasyonlarda vitamin, mineral ve koenzim Q10 kullanan kadınlarda kanser diğer organlara yayılmamış.

Danimarka kaynaklı bir diğer araştırmaya göre ise yine vitamin, mineral ve koenzim Q10 kullanan göğüs kanseri 32 kadında tümör boyutlarında küçülme gözlemlenmiş.

Başka bir araştırmada ise koenzim Q10 takviyesinin kanser tedavisinde kullanılan ilaçların kalp üzerinde yarattığı hasarı azalttığı tespit edilmiş (4).

Ancak uzmanlar koenzim Q10 ve kanser arasındaki ilişkinin ne olduğunun tam olarak belirlenebilmesi ve koenzim Q10’un kanserin önlenmesi ve/veya tedavisindeki etkisinin herkes tarafından kabul görmesi için iyi tasarlanmış çok sayıda araştırmaya ihtiyaç duyulduğunun altını çiziyorlar.

Kalp Krizi Sonrası: Koenzim Q10 kalp krizi sonrası zayıflayan kalpte görülebilecek 2. bir kalp krizi yarı yarıya düşürüyor.

Kopenhag Üniversitesi tarafından yapılan çalışmada kalp krizi sonrası kalbi korumak için kullanılan diğer ilaçların yanında düzenli olarak koenzim Q10 takviyesi kullanan hastalarda kalp krizi riskinin azalmasının yanı sıra yaşam kalitesi yükseliyor ve diğer geleneksel ilaçların aksine herhangi bir yan etki görülmüyor (5).




data-ad-region=”test”>

Kalp Yetmezliği: Yapılan araştırmalar koenzim Q10’un kalp yetmezliği tedavisinde kullanılan diğer ilaçlara ek olarak kullanıldığında vücudun çeşitli bölgelerinde (özellikle bacaklarda ve akciğerlerde) oluşan ödemi azalttığını ortaya koyuyor. Bu sayede hastanın nefes alıp vermesi kolaylaşıyor, egzersiz yapma kapasitesi artıyor (6).

Yüksek Tansiyon: Aslında koenzim Q10’un yüksek tansiyon üzerine etkisi ile ilgili yapılan çalışmalar 90’lı yılların başlarına dayanıyor (7).

Bu ilk araştırmaların olumlu sonuçları uzun süre göz ardı edilmiş olmasına karşın son yıllarda yapılan diğer çalışmalarda koenzim Q10’un düzenli bir beslenme programı ve kontrollü sodyum tüketimiyle birlikte hipertansiyon hastalarında tansiyonun düşürülmesinde önemli bir katkıda bulunduğu yönünde sonuçlar elde edilmiş (8,9).

Yüksek Kolesterol: Yüksek kolesterol şikayeti olan kişiler üzerinde yapılan bir çalışmada bu kişilerin büyük bir çoğunluğunda koenzim Q10 eksikliği belirlenmiş.

53 kişiden oluşan bu gruba 2 hafta boyunca koenzim Q10 takviyesi verilmiş ve bu 2 haftanın sonunda kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterol seviyelerinde ortalama %12.7 azalma tespit edilmiş (10).

Cilt: Güçlü antioksidan etkisi ve serbest radikallerin cilt yüzeyinde görülen etkilerini azaltması koenzim Q10’un özellikle son yıllarda pek çok cilt bakım ürününde kullanılan bileşenlerden biri olmasını sağladı.

Tabii bu tip kozmetik ürünleri harici olarak krem şeklinde kullanmak yerine koenzim Q10 düzeyini doğru bir beslenme programıyla artırmak cilt için daha faydalı.

Diğer Faydaları: Tedavisinde geleneksel olarak koenzim Q10’un kullanıldığı ancak bu rahatsızlıklara faydası ile ilgili yeterli sayıda bilimsel araştırma bulunmayan diğer sağlık sorunları arasında migren tedavisi, Parkinson hastalığı, erkeklerde sperm sayısı azlığı, HIV olan kişilerde bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gösteriliyor (11).

Koenzim Q10 İçeren Yiyecekler

İleri derecede koenzim Q10 eksikliği yaşamıyorsanız takviye kullanmanıza gerek olmayabilir çünkü beslenmenizi düzenleyerek ihtiyacınız olan koenzim Q10’u doğal yollarla alabilirsiniz.

Sağlıklı kişilerin günlük ne kadar koenzim Q10 alması gerektiğine dair açıklanmış bir rakam yok ancak ABD’de yapılan araştırmalar günlük tüketimin 10 mg civarında olduğunu gösteriyor.

Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, kalp hastalığı ve diğer bir hastalığı bulunan kişilerin alması gereken koenzim Q10 miktarı ise ancak yapılacak testlerle belirlenebiliyor ve kişiden kişiye farklılıklar gösterebiliyor. Bu nedenle herhangi bir rahatsızlığınız varsa ve düzenli olarak ilaç kullanıyorsanız koenzim Q10 kullanmaya başlamadan önce doktorunuza danışmalısınız.

Oregon Üniversitesi Linus Pauling Enstitüsü tarafından belirlenmiş koenzim Q10 bakımından en zengin besinler ve içerdikleri koenzim Q10 miktarları şu şekilde (12,13);

Kırmızı Et: Kırmızı et çeşitleri koenzim Q10 bakımından en zengin gıda grubu. 58 gram pişirilmiş dana eti ortalama 2.6 mg, aynı miktarda tavuk eti 1.2 mg koenzim Q10 içeriyor.

Yağlar: Soya fasulyesi yağı, kanola yağı ve susam yağı gibi bazı doğal yağlar koenzim Q10 içerir. Örneğin 1 yemek kaşığı soya fasulyesi yağında 1.3 mg, 1 yemek kaşığı kanola yağında ise 1 mg koenzim Q10 bulunur. Ancak bu miktarlar yağın nasıl işlendiğine bağlı olarak değişebilmektedir.

Kuruyemiş ve Tohumlar: 30 gr yerfıstığı 0.8 mg, susam 0.7 mg ve şamfıstığı 0.6 mg koenzim Q10 içerir.

Sebze ve Meyveler: Yarın kase haşlanmış brokoli veya karnabahar yaklaşık 0.5 mg koenzim Q10 içerir.

Balıklar: Koenzim bakımından en zengin balık türleri yağlı soğuk deniz balıkları olan somon ve ringa.

Koenzim Q10 Yan Etkileri

Koenzim Q10 takviyesi yüksek dozlarda alınmadığı taktirde genel olarak güvenli kabul edilmektedir.

Ancak dikkat edilmesi gereken nokta bazı ilaçlarla etkileşime geçebileceği ve bu ilaçların etkisini azaltabileceği veya istenmeyen oranda artırabileceği için düzenli olarak ilaç kullananların (kemoterapi ilaçları, kan inceltici ilaçlar, diyabet ilaçları, tansiyon ilaçları başta olmak üzere) koenzim Q10 kullanmaya başlamadan önce olası yan etkiler hakkında doktorlarından bilgi alması gerektiğidir.

Koenzim Q10 takviyesi bazı kişilerde mide bulantısına, kaşıntıya, ışık hassasiyetine, baş ağrısına, mide yanmasına, uykusuzluğa ve halsizliğe yol açabilir.

data-ad-region="test">

İlginizi çekebilecek diğer yazılar

, , , , , ,

Koenzim Q10 Nedir? Faydaları ve Yan Etkileri hakkında 2 yorum yapılmış

  1. Remzi Barlas 08/05/2016 at 12:19 #

    Bağışıklık sistemi en etkili ilaçtır, onu destekleyen gıdaları almak yapacağımız en iyi faaliyetlerden biri.

  2. Ilhan Duzgit 01/07/2016 at 17:04 #

    Tansiyon hastaları için uygun olmadığı söyleniyor, doğru mudur?

Bir Cevap Yazın